BOTANİK LABORATUVARI MİKROSKOP GÖRÜNTÜLERİ PART - 2
- kubratas1582
- 27 Haz 2025
- 3 dakikada okunur
KRİSTALLER
Botanik araştırmalarda kristaller, bitki hücreleri içinde yer alan inorganik birikintiler olarak sınıflandırılır ve çeşitli fizyolojik ile koruyucu işlevler üstlenirler. Bu kristaller ağırlıklı olarak kalsiyum oksalat ve kalsiyum karbonattan oluşur; daha nadir olarak silika (silikon dioksit) formunda da bulunabilirler. Kristal yapıları genellikle vakuollerde, hücreler arası boşluklarda ya da hücre duvarına bağlı olarak lokalize edilir. Kristallerin biyogenezi, genetik programlamayla birlikte çevresel etkenlerin ortak kontrolü altında gerçekleşir.
Kristaller, bulundukları konum, morfolojik özellikleri ve yapısal karakteristiklerine göre farklı isimlerle sınıflandırılabilirler.







TÜYLER
Trikomlar, genellikle bitkilerin yaprak ve gövde gibi hava ile temas eden kısımlarında bulunan epidermal çıkıntılardır. Yapı olarak tek hücreli veya çok hücreli olabilirler ve genellikle iki gruba ayrılırlar: bezesiz (mekanik) ve bezeli (salgılayıcı) trikomlar.
Bezesiz trikomlar, fiziksel bir bariyer oluşturarak otçul hayvanlara, UV ışınına ve aşırı su kaybına karşı koruma sağlar. Bezeli trikomlar ise uçucu yağlar, reçineler veya enzimler gibi ikincil metabolitleri üretir ve bu maddeler bitki savunmasında ve çevresel etkileşimlerde rol oynar.
Genel olarak trikomlar, bitkinin hayatta kalmasına önemli katkı sağlayarak koruma, su kaybını azaltma ve biyotik ilişkileri düzenleme işlevlerini üstlenirler.



STOMAS
Stomalar, bitkilerin epidermisinde bulunan mikroskobik gözeneklerdir ve genellikle yaprakların alt yüzeyinde yoğunlaşırlar. Her bir stoma, iki adet özelleşmiş hücre olan gözenek hücreleri (guard cells) tarafından çevrilidir. Bu hücreler, stomaların açılıp kapanmasını sağlayarak gaz alışverişi (CO₂ alımı ve O₂ salımı) ile transpirasyonun (su buharı kaybı) düzenlenmesinde merkezi rol oynar. Işık, karbondioksit yoğunluğu, su durumu ve bitki hormonları gibi çevresel ve içsel faktörler, stomaların açılma-kapanma mekanizmasını kontrol eder. Stomalar, fotosentezin gerçekleşebilmesi için atmosferden karbondioksit alınmasını sağlarken, aynı zamanda su kaybına da neden oldukları için bitkisel dengeyi koruma açısından hayati öneme sahiptirler. Bu nedenle stomaların düzenlenmesi, bitkilerin çevresel streslere karşı tepkisinde kritik bir rol oynar.








DESTEK DOKU
Bitkilerde destek dokular, yapısal dayanıklılık sağlar ve bitkinin şeklini korumasına yardımcı olur. İki ana tipi vardır:
Kollenkima: Canlı hücrelerden oluşur, esnek ve düzensiz kalınlaşmış çeperlere sahiptir; genç gövdelerde ve yapraklarda bulunur. Temel olarak selüloz ve pektinden oluşur.
Sklerenkima: Ölü hücrelerden oluşur, kalın ve ligninleşmiş hücre çeperleri vardır; olgun bölümlerde bulunur. Lifler ve sklereitleri içerir.
Her iki doku türü de bitkinin dik durmasında ve mekanik zorlanmalara karşı dayanıklılığında önemli rol oynar.





SALGI DOKU
Bitkilerdeki salgı dokuları, reçine, uçucu yağlar, lateks, nektar ve sindirim enzimleri gibi çeşitli maddelerin üretiminden, depolanmasından veya salgılanmasından sorumlu özelleşmiş yapılardır. Bu dokular genel olarak iki gruba ayrılır: dış salgı yapıları ve iç salgı yapıları. Dış salgı yapıları (örneğin salgı tüyleri, yağ bezeleri, nektar bezleri ve hidatodlar), bitkinin epidermisinde ya da ona yakın konumlanmıştır ve salgılarını doğrudan dış ortama verirler. Örneğin, portakal gibi turunçgillerin kabuğundaki yağ bezeleri dış salgı yapısıdır ve aromatik yağlar salgılar. İç salgı yapıları ise (reçine kanalları, latesiferler ve salgı hücreleri gibi) bitkinin korteks veya iletim demetleri gibi iç dokularında yer alır. Bu yapılar genellikle salgıları bitkinin içinde depolar ve sadece yaralanma gibi özel durumlarda dışarı bırakırlar; çam ağaçlarındaki reçine kanalları buna örnektir. Salgı dokuları; savunma, tozlayıcıları cezbetme, atık uzaklaştırma ve metabolik ürünlerin depolanması gibi önemli işlevler üstlenir.





İLETİM DEMETLERİ
Damarlı bitkilerde, iletim demetlerinin dizilimi monokotil (tek çenekli) ve dikotil (çift çenekli) bitkiler arasında belirgin farklılıklar gösterir. Dikotil gövdelerde, iletim demetleri genellikle halka şeklinde dizilir; ksilem içte, floem dışta bulunur ve bu yapı kollateral demet tipindedir. Bu dizilim sayesinde, ksilem ve floem arasında vasküler kambiyum gelişebilir ve bu da sekonder büyümeyi (gövde kalınlaşması) mümkün kılar. Öte yandan, monokotil gövdelerde iletim demetleri toprak doku içine dağınık şekilde yerleşmiştir; bu demetler genellikle kapalıdır (vasküler kambiyum içermez) ve bu yüzden sekonder büyüme görülmez. Ayrıca, monokot demetler daha yuvarlak/oval şekillidir ve belirgin bir halka oluşturmaz. Bu anatomik farklar, her iki bitki grubunun büyüme biçimlerini ve yapısal destek stratejilerini yansıtır.
1)DİKOTİL (DÜZENLİ)
2)MONOKOTİL (DÜZENSİZ)


Source:
Franceschi, V. R., & Nakata, P. A. (2005). Calcium oxalate in plants: formation and function. Annu. Rev. Plant Biol., 56(1), 41-71.


Yorumlar